• Tarihçe
  • Mahalleler
    • Merkez Mahallesi
    • Güney Mahalle
    • Yeni Mahalle
    • Fatih Mahallesi
  • Derneklerimiz
    • Uğurlu Derneği
    • Avrupa Uğurlu Derneği
  • Okulumuz
  • Kültür
  • İletişim
  • Şiir Köşesi
  • Köyümüzden Yetişenler
  • Köyümüzde Tarım
    • Beslenme
    • Hayvancılık
    • Meyvecilik
    • Sebzecilik
    • Tarla Bitkileri
    • Gübreleme
    • Mevzuat
      • Bakanlar Kurulu Kararı
      • Kanunlar
      • Yönetmelikler
      • Tebliğler
    • Kredi Uygulamaları
    • Duyurular
Ana Menü
  • Anasayfa
  • Foto Galeri
  • Değerlerimiz
  • Ziyaretçi Defteri
  • Sağlık Ocağı
  • Muhtarlık
  • Videolar
  • Video Galeri
Giriş Formu



  • Şifrenizi mı unuttunuz?
  • Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?
  • Kayıt ol
Site E-Maili & Hesap Nosu

Başkandan Mektup2

BAŞKANDAN MEKTUP

    “Mektubuma başlamadan önce…” diye başlardı, geçen çağda bütün mektuplar. O çağda bir de telgrafla iletişim sağlanırdı ki, telgraf daha çok acil durumlarda işe yarardı.

     İletişimin sadece mektup ve telgrafla yapıldığı o dönemleri bilenlerimiz vardır. O yıllarda telgraf çekmek için PTT Şubesine, mektup yazmak için eli kalem tutan birine ihtiyaç vardı. Önemli bilgiler telgrafla iletilirken daha önemliler “yıldırım telgrafı” ile ulaştırılırdı karşı tarafa. Telgrafla bilgi verme işine “tel çekmek” denirdi. Tel, karşı tarafa ulaştığında PTT “alındı” ibaresi yazılı bir notla geri dönerdi.

     Mektuplara günlük hayatta yaşanan her şey yazılırdı. İlk satırına “Mektubuma başlamadan önce…” diye başlanırdı ki, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öpülerek saygı ve sevgi gösterisiyle tamamlanıverirdi bu cümle.  Bundan sonrası mektubu yazdıranın aklına çorap söküğü gibi geliverirdi de yazan kişi yetiştiremezdi yazmaya. Söylenenleri tekrarlatırdı yazdırana. Hava durumundan tarlada yapılan işe, futbol maçından siyasi demece, her bilgi teker teker sıralanıverirdi satırlara.

     Günlük işler anlatıldıktan sonra mektup, başladığı gibi bitiverirdi. Fakat son satır  “mektubuma son verirken…”   şeklinde değiştirilip ailede herkese, adları yazılarak ayrı ayrı tekrar selam edilir, mektup, iç çekerek zarflanırdı.

     Meramımızı içeren mektubu postaya verdiğimizde karşı taraftan ne zaman yanıt geleceğine dair merak sarardı insanı. Eski zamanda “güzel mektup yazma yarışması” yapılsaydı sanırım Cici İsiyin amcamız birinci seçilirdi.  Gomela Camisinin yanında ona sözde mektup yazdırırlardı. İlk kez orada duymuştum dilinden; Türkçemize yakışır cümleleri de, hayret etmiştim. Onu dinlerken dili su gibi akıp gider, insan kendinden geçerdi. Öykü tadında, anlaşılırdı söyledikleri. Demek ki, okur-yazar olduğu için ya da çok okuduğu için anlaşılabilir, güzel cümleler kurabiliyordu. Zaten mahallemizde o yaşta ondan gayrı okuma yazma bilenlerin sayısı bir elin parmak sayısını geçmezdi. Gel zaman git zaman o değerler birer birer aramızdan ayrıldı. Gidenlerin yerini torun torba aldı. Mektup sayısı azaldı. Geride kalanlarla gurbette yaşayanlar daha hızlı ve sıkça haberleşiyorlar şimdi. Ama o zamanların tadını bugün yaşayamıyoruz değil mi?    

     Bir zamanlar evimizde radyo bile yokken bilgisayar mucizevî bir şekilde bizi ele geçirdi. Günün büyük kısmını bilgisayar başında harcayanımız var. Hatta alışverişten tatil seçeneğine ve daha birçok kararda bilgisayar etkili oluyor. Günümüzün mucizesi bilgisayar… Kısaca denebilir ki bize bu denli yön veren bilgisayara Dernek Yönetimi olarak duyarsız kalamazdık. Bir iletişim aracı olarak onu kullanmalıydık. Zaten var olan web sayfamızı bu amaçla yenileyerek birbirimizi tanımayı ve daha yakın olmayı amaçladık.   

     Takdir edersiniz ki seçenekleri bol internet ortamında görsel beğenilerde farklı olacaktır. Karadeniz bölgesinin güzelliklerini içinde barındıran mahallemizin, kültür yaşantısını görsel objelerle paylaşmaya ve sizinle haberleşmeyi sağlamaya çalışacağız. 

     

 

Web Tasarım: Şeref BEKTAŞOĞLU | Copyright © 2009 | AKÇAABAT UĞURLU