
Başkandan Mektup 4
DÜZ ALANDA AYNI VİYANA
13 Ocak 2010, Gomela
Sevgili Hemşerilerim,
Daha önceki mektubumda dediğim gibi, son aylarda köyümüzde yaşadığımız acılar bizi derinden üzdü. Birçoğumuz hala yasta. Birçoğumuza biri seslense, birinin telefonu çalsa yeni bir ölüm haberi alma kaygısı taşır olduk. Doğrusu, benim de elim size yazmak için kaleme uzanıvermedi. Ama zaman akıp gitmeye devam etti. Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri, saatler günleri devirirken, iki hafta öce bir yılı daha geride bıraktık. Yeni bir yıla girdik. Bizler için hayat devam ediyor ve kimi okulda, kimi tarlada, kimi mutfakta farklı duygular içinde bu zamanı yaşıyor. Üç aşağı beş yukarı aynı duyguları yaşadığım buradakilerden farklı olarak, dernek yönetimindeki görevimi aksatmamaya, bilakis, iyi şeyler yapmaya çalışıyorum. Dernekçilik zor iştir fakat zevklidir de aynı zamanda. Yeter ki ekibiniz sizin gibi görev ehli, üyeleriniz dayanışmada öncü olsun. Hitap ettiğiniz toplum da yaptıklarınızı takdir etsin ki insana şevk gelsin. Yaptığının bir kat fazlasını yapacak cesareti, birlikteliği sağlayacak azmi kazansın.
Sevgili Hemşerilerim,
Değerlerimizden Ali Kemal Gül’ün yazılarıyla sayfamızda düzenli olarak yer alması bizim için övünç kaynağıdır.
Okul Müdrümüzün okuldaki çalışmalarını göz önüne getirdikçe, nasıl fırsat bulup bize yardımcı olduğuna şaşmamak elde değil.
Yaşayış tarzını dikkate almadan yediden yetmişe herkese aynı mesafede bakan Muhammet Hocanın duruşunu örnek almamak mümkün mü?
Mehmet ve Halim Hocalar da aynı ölçüde köyümüzde fedakârlık göstermektedirler. Mehmet Hoca sizden gelen mesajları güncelliyor, video görüntülerini ve fotoğrafları hemşerilerimizle paylaşmamızı sağlıyor. Ambelişka Hocası henüz daha genç. Zamanla onun da katkısı olacak bize.
İlköğretim okulumuzdan Şeref Öğretmen sitemizi yeniledikten sonra bize yardımlarına devam ediyor.
Geçmişte birbirlerine iki zıt kutuptan bakan imam ve öğretmenlerin yerine köyümüze yüzlerini çevirip insan odaklı bakan cevherlerin geldiğini gördük. Bu konuyu daha sonra bir mektubumda sizlerle detaylı paylaşacağım. Şimdilik bir cümleyle söylemek gerekirse Haşmet Aydın’ın kızı Zeynep Öğretmenin dışında tamamı misafir olan görevli öğretmenlerimizin ve din adamlarımızın köyümüzde eğitime verdikleri çaba karşısında sevinçle mahcubiyeti birlikte yaşıyoruz. Hani insan “komşum için ben ne yaptım” diye sorguya çekmek istiyor kendini.
Sevgili Hemşerilerim,
Dernek yönetimi olarak ne zaman yapıldığına bakmadan uygun ortam oluştuğunda köyümüze hizmet edenleri onore edebilme fırsatı aramaktayız.
Ali Kanlı, Avrupa Derneğinin kuruluş aşamasında ve dönemsel başkanlığı sırasında gurbetçilerimizle birlikte özveride bulundu.
Harun Kanlı, yaşının üzerinde bir olgunluğa erişmiş sufi bir kişiliğe sahip. Kendisiyle eskiye dayanan ayrı bir gönül bağımız vardır.
Köyümüz büyük.
Haliyle herkesi tanımak henüz mümkün olmadı.
Avrupa Derneği Başkanı Hasan Aslan ile geçen yaz izine geldiğinde tanıştık. Verimli görüşmeler yaptık. Nispeten iki dernek arasında sistematik uzlaşma sağladık. Fikirleri ufuk açıcı...
Hüseyin Tüysüz ile dernek yönetiminde ben görev almadan tanışmıştık.
Bir yakıştırma yapmak gerekirse her ikisine “Proje Uzmanı” diyebiliriz. Avrupa Derneği yönetimi çok azimli ve oldukça fedakârlar. Biz burada bir suyolunu arşınlamaya üşenirken onlar birliktelik adına Avrupa içinde yüz bilemedin üç yüz kilometre yol aşıyorlar.
Geçenlerde orada yaptıkları toplantıda okumaları için başkana bir mesaj atmıştım. Sayfamızda süreli yazması için bir kişi önermelerini, köyümüzde meydana gelen çocuk kaçırma girişiminden sonra tekrar gündeme aldığımız belirli yerlere kamera yerleştirme projemizi görüşmelerini de istemiştim. Bu konulara geçmişte olduğu gibi yine özveriyle yaklaşacaklarını umuyorum. Çünkü bir başımıza kamera projemizi gerçekleştirmemiz zor.
Daha yeni, bir istek de Avrupa Derneği Başkan Yardımcısı Hüseyin Tüysüz’den geldi bize. Son aylarda köyümüzde artan kanser vakalarının ölümle sonuçlanmasının köyün içme sularından kaynaklanıyor olabileceği kuşkusuyla kaynaklardan su numuneleri alınıp tahlil edilmesini rica ediyorlar. Bu konu gerçekten ilginç... Köyümüzde ölüm olaylarının su ile ilişkili olabileceği kuşkusunu gidermek için hemen çalışmalara başlayacaktık fakat bir yetkili kurumda çalışan bir dostun su kaynaklarına yağmur suları karışmış olabileceği açıklamasıyla bu konuda sağlıklı bir tahlili yaz ayına bıraktık.
Dernek çalışmaları dışında ben de sizin gibi hayat akışına ayak uydurmaya çalışıyorum. Geçen gün işyerimde web sayfamızı incelerken yıllar önce Uğurspor maçını da yönetmiş İl hakemlerimizden Ahmet Kazancı, bilgisayarımda köyün fotoğrafına bir müddet bakıp soluklandıktan sonra bana dönüp “ilana uyar plana” dedi. Ben de ona köyümüzle ilgili tekerlemenin bu olmadığını bizde yaygın tekerlemenin “ilana benzer yılana” olduğunu söyledim. Ama dedi, köyünüz düz alanda aynı Viyana.
Bizdeki yaygın deyimden habersiz fotoğrafta ona köyümüzün nispeten düz oluşu güzel görünmüş Muziplik bu ya, o anda İlana’nın adına uygun bu tekerlemeyi uydurmayı da ihmal etmemiş.
Sevgili hemşerilerim,
Uzun zamandan beri elime almadığım kaleme dokununca lafı biraz uzattım. Hani derler ya; çok konuşan yalan-yanlış söyler. Sürçü lisan ettimse af ola.
Harar dolusu selamlar.
Hasan Kantarcı