• Köyümüz
  • Mahalleler
    • Merkez Mahallesi
    • Güney Mahalle
    • Yeni Mahalle
    • Fatih Mahallesi
  • Derneklerimiz
    • Uğurlu Derneği
    • Avrupa Uğurlu Derneği
  • Okulumuz
  • Kültür
  • İletişim
Ana Menü
  • Anasayfa
  • Foto Galeri
  • Forum
  • Değerlerimiz
  • Ziyaretçi Defteri
  • Sağlık Ocağı
  • Muhtarlık
  • Videolar
  • İş Arayanlar-İş Verenler
Site E-Maili & Hesap Nosu

Giriş Formu



  • Şifrenizi mı unuttunuz?
  • Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?
  • Kayıt ol
Anasayfa

HAYATIMIZIN SÜSÜ ÇOCUKLARIMIZ

 Değerli okurlar, bir eğitim ve öğretim yılını daha geride bıraktık. Çocuklarımızın başarısına sevindik, başarısızlığına üzüldük.

Çocuklarımızın başarısızlığı karşısında kendimizi sorgulamalıyız.

     Kimimiz; “Çocuğumu en iyi okula verdim, onu en pahalı kurslara gönderdim; ona, dini bilgiler içeren CD’ler, tarih şuuru kazandıran kitaplar aldım. Daha ne yapayım.” diyerek yakınırlar.

     Hayatımızın süsü ve her şeyimiz olan çocuklar için bunlar yetersiz. Bizler çocuklarımızın yetişmesinde ve eğitiminde milli hasretlerimize, gelenek ve göreneklerimize uygun bir davranış sergilemeliyiz. Bu düşünceyi çağ dışı sayanlara dudak kıvırmalı. Fakat bunun için her şeyden önce, hayırlı evlat ve bir yiğit olarak tabir edebileceğimiz çocuklarımıza “helal lokma” yedirmeliyiz. 

     Milletimiz bunun gerekliliğini çok iyi bilir ve bunu bildiği içindir ki “helal süt emme” tabirini sıkça kullanır. 

     Osmanlı’yı doğuran, Çanakkale’yi geçilmez kılan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran nesil, helal süt emmiş nesildir çünkü. Batı kültüründe “helal süt” veya “haramzade” kavramları yoktur. Araştırınız...

     Peki. Öyle ise haram nedir? Hırsızlıktan, adrese teslim ihalelerden elde edilen gelir ‘haram’dır. Çok kişinin dikkat etmediği faiz geliri (tefecilik), zekâtı verilmemiş mal bu guruba girer. İçinizden biri; “Ben faiz geliri ile çocuk büyüttüm ve zekât da vermedim, ama çocuğum hayırlı evlat çıktı,” diyebilir. O durumda ki çocuğun ahretle ilgili yapması gerekenler var demektir.

Mesela ezan okunurken o hayırlı evlat Allahın bu davetini kabul etmezse sorun var demektir.

     Müslüman olarak bizim bilmemiz gereken Batı aklı ile adam gibi bir evlat yetiştirmenin abesle iştigal olduğudur. Çocuk yetiştirmek Avrupa kültüründe on sekiz yaşına kadar ilgilenmek demektir. Çocuk on sekizine girdi mi başının çaresine bakmak zorundadır. Anne-baba’nın çocuğuna karşı sorumluluğu kalmamıştır.

     Avrupalı anne baba evcil hayvanlarıyla ölünceye kadar, çocuğu ile on sekizine basana kadar ilgilenir. İşte; sıkıntı burada… Bu toprağın eğitim metodu böyle olamaz. Evde, okulda batının kitabına uygun eğitim veriliyor. Sonuçta ortaya “sılahi rahim” bilmeyen, büyük görünce ayağa kalkmayan, küçük için fedakârlık yapmayan Hans gibi, jaklin gibi çocuklar çıkıyor. Sonra da, “elimden geleni yaptım. Niçin böyle oldu,” diyerek şaşırıp kalınıyor. Neden şaşıyoruz ki; Ne ekersen onu biçersin.

     Bizde çocuk, öyle 18 yaşına kadar değil ölene kadar Anne Babanın çocuğudur,

Ömür boyu şefkat gösterip ilgilenirken ebeveyn de ondan ilgi bekler.

     Yeter mi?

     Yetmez.

     Esas olan, o çocuğun sonsuza kadar senin çocuğun olduğudur.

Yani, sen ona bu dünya da iyi bir iş, iyi bir eş, iyi bir mekân ve iyi bir statü kazandırırken aslında bütün bunları sana ve millete vefalı bir şahsiyet

kazandırmak için yaparsın. Hatta ötesinde, mahşerde Firavunun değil Hz. Muhammedin sancağı altında olması için çırpınır durursun. Hep bu gayret içinde olmalı. Bu dünya çünkü bir şekilde bitecek. Çocuğunu iyi yetiştirdinse ahrette birlikte mükâfatını görecek, aksi durumda ise yine birlikte hesaba çekileceksiniz. Bu hayat anlayışı veya tavrı çerçevesinde çocuklarımızın yetişmesinde rehber olmak zorundayız.

     Çocuklarımıza sunduğumuz yukarıda bahsedilen kitaplar okul ve CD’lerle aynı anda senin çocuğuna sokak, televizyon, internet ve okul arkadaşları, çeşitli din ve kültürün misyonerleri bambaşka telkinlerde bulunmakta, kısa yoldan başka zevklere çağırmakta. Böyle bir durumda kendinizi çocuğunuzun yerine koyun bakalım. Kitabı mı, sokağı mı tercih edersiniz? Kolaya mı kaçarsınız, yoksa CD’lerden namazın nasıl kılındığını mı öğrenirsiniz?

     Velhasıl, geçmişte kendi yapamadıklarınızı çok daha zor şartlarda çocuğunuzdan beklemek ne derece mantıklı?  Örneğin çoluk çocuk sahibi olmuş, sayalım ki pek çok badire atlatmış biri olarak siz, nefsinizi yenemiyorsunuz da, yine örneğin zararlı olduğu kabul gören sigarayı bırakamıyorsunuz da, zamanı boşa geçiren işlerden sıyrılamıyorsunuz da, kirlenmemiş ve buruşmamış bir beyaz kağıt kadar saf ve temiz çocuğunuzun bütün bunların üstesinden gelmesini nasıl umabiliyorsunuz? Bu mümkün değil, bulunması gereken yegâne şey özveridir.

     Ekmek parası kazandığınız işiniz kadar çocuğunuza önem vermeniz gerekir. Kimi zaman vakit geçirmek için oynadığınız bir tavla, bir iskambil oyununa verdiğiniz ilgiyi gösterip ona birlikte seyredeceğiniz bir filmde geçen zamanı ayırmak durumundasınız.

     Çok zengin olsak da yılda bir iki kez zeytin ekmekle kahvaltı yapmalıyız. Bu durumda niçin başka bir şey yemiyoruz diyen çocuğumuza Mekke’de Peygamberimize uygulanan ambargoyu anlatmalıyız. Bilirsiniz, Mekke’de Peygamberimize uygulanan ambargo neticesinde ashabı açlıktan hayvan derilerini ıslatıp pişirerek yemek zorunda kaldılar. Medine de ise açlıktan karınlarına taş bağladılar. Dedelerimiz de Edirne’yi müdafaa ederken açlıktan ağaç kökleri kemirdiler. Biz, çocuklarımıza böyle fedakârlıklarla yaşatılan bir dinin ve vatanın mensuplarıyız cevabını vermekle yönümüzü gösteririz.

     Bir yoksula, çocuğa hayli çok gözüken bir parayı çocuk eli ile verip

Baba biz ne çok yardım ediyoruz, öyle değil mi dediğinde yavrum bu ne ki; Hz. Ebu Bekir servetinin neredeyse tamamını yardım olarak verirdi diyerek kalbini İslam ve İslam büyüklerine ısındırmayı amaçlardı. Dedelerimiz ve Ninelerimiz tek servetleri olan iki öküzden birini vatan için vererek bize bu yurdu kazandırdılar diyerek de Atalarına ve Vatana verilen kıymeti göstermeye çalıştılar.

     Çocuğumuzun hayatta başarılı olmasını gerçekleştirmek için kendisini adam yerine koyan bir çevre de yetiştirilmesi de bir yöntemdir.

     Yani dostlar, kendisinden ölene dek ve öldükten sonrada sorumlu olduğumuz çocuğumuzu hayırlı olarak yetiştirebilmek için her gününü, her akşamını, her sofrasını, izlediği her televizyon filmini takip etmeliyiz. Buna rağmen hayırsız çıkarsa günah senden gitmiş olur.

     Annelere, babalara esenlikler, mutluluklar ve bu anlamda başarılar dileğiyle…

                                                                                                                                                              Ali Kemal Gül

Yazarın Diğer Makaleleri

Toprağa Düşenler

Başarı ve Mutluluk

Kur'an ve Hz.Muhammed

Türk İslam Şuuru

Su ve İnsan

Türk Milletine Mensubiyet

Eğitim ve Öğretime Dair

Çağdaş İmamın Kaleminden

Ufuk Turu 1

Ufuk Turu 2

Ufuk Turu 3

 

 

Web Tasarım: Şeref BEKTAŞOĞLU | Copyright © 2009 | AKÇAABAT UĞURLU