• Tarihçe
  • Mahalleler
    • Merkez Mahallesi
    • Güney Mahalle
    • Yeni Mahalle
    • Fatih Mahallesi
  • Derneklerimiz
    • Uğurlu Derneği
    • Avrupa Uğurlu Derneği
  • Okulumuz
  • Kültür
  • İletişim
  • Şiir Köşesi
  • Köyümüzden Yetişenler
  • Köyümüzde Tarım
    • Beslenme
    • Hayvancılık
    • Meyvecilik
    • Sebzecilik
    • Tarla Bitkileri
    • Gübreleme
    • Mevzuat
      • Bakanlar Kurulu Kararı
      • Kanunlar
      • Yönetmelikler
      • Tebliğler
    • Kredi Uygulamaları
    • Duyurular
Ana Menü
  • Anasayfa
  • Foto Galeri
  • Değerlerimiz
  • Ziyaretçi Defteri
  • Sağlık Ocağı
  • Muhtarlık
  • Videolar
  • Video Galeri
Giriş Formu



  • Şifrenizi mı unuttunuz?
  • Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?
  • Kayıt ol
Site E-Maili & Hesap Nosu

Su ve İnsan

Su ve İnsan

 

 Yaşlı dünyamızda yaşanan iklim değişiklikleri, küresel ısınma, hızla artan nüfus ve kirlenme nedeniyle, dünyanın kullanılabilir su kaynaklarının giderek azaldığı dikkate alındığında; gelecekte suyun petrol ve altın kadar değerli olacağı araştırmaların neticesidir. Dünya genelinde yaşanan “su sorunu” küresel su savaşlarının yaşanmasına yol açacak gibi görüşler var. Açıklamalar, bilimsel araştırmalar, maalesef, ülkemizin de risk grubunda olduğunu gösteriyor. Konuyla ilgili milli politikaların üretilmesi, bireyin tasarruf bilincine yönlendirilmesi devletimizin, ilgili kurumlarının görevlerinden olmalıdır.

Bu amaçla, beldemizle alakalı olarak, siyasilerimizin, idarecilerimizin, belediye başkanlarımızın girişimleriyle beldemizin, köylerimizin su ihtiyacını on yıllara dek giderecek Uçarsu İçme Suyu Projesi’nin fiilin gerçekleştirilmekte olduğunu kıvançla izliyoruz.

Bu hayati projeye yöre halkı olarak sahip çıkmamız, bireysel sorumluluğumuzun farkında olmamız, yapabileceğimiz kolaylığı sağlamamız, bizim için gelecek nesillerimiz için insanlık borcumuz olduğunu bilmeliyiz, öğrenmeliyiz.

Fizyolojik anlamda suyun hayati önemini; deruni anlamda tasvirini siz mümtaz okurlarla paylaşmak istedim:

Canlı hayatı için vazgeçilmez/geçilemez hayat kaynağı su, bütün canlıların canı, insanlığın, hayvanların, bitkilerin yaşamak için hava gibi olmazsa olmazı, su. Hayatla iç içe giren ve birbirine kilitlenen, su. Gönül açan bahçeleri yeşerten/can veren, su. Terkibi ile yanıcı ve yakıcı özelliğe sahip iki maddenin birleştirilerek canlıya hayat olan mucize, su.

 

Susamak niğmedinden mahrum olsaydı insan;

Hayatı kolaylıkla tehlikeye giderdi kuraklıktan, veciz ifadesiyle hayat iksirimiz su.

 

Her bir özelliği ayrı bir araştırma ve kompozisyon oluşturacak farklı âyet-i kerimelerde vurguyla dillendirilmiş, su.

Yüz milyonlarca Müslüman’ın günde beş kere, abdest alarak paklandığı, su.

İnanan-inanmayan milyonlarca insanın yıkandığı, temizlendiği, su.

Hasretin, susamak diye en etkili tarifi, su.

“Kana kana içmek” diye vuslatın en doyurucu anlamı, su.

Bitkilerin hayat kaynağı, otoburların besin kaynağı, dolayısıyla etoburların gıdalarının hayat kaynağı, su.

Pınarlarda, derelerde, nehirlerde, göllerde, denizlerde, okyanuslarda güneşle buluştuğunda ısınan, buharlaşan, havalanan su. Nem diye meteorolojik bir tanımla bildiğimiz su. Buharlaşıp hafifledikçe yukarılarda bulutlaşan, su. Bulutlaştıktan sonra sıkışan, birleşen, damlalaşan ve yağmurlaşan, su. Yağmurken tabiatın kanı, mevsimlerin en güzeli, baharın sebebi. Yaz yağmuru, güz yağmuru, kışın lapa lapa karı su…

Canımız su, terimiz su; sevinçte, tasada, acıda gözümün yaşı su…

Su gibi adam! Su gibi berrak, su gibi akıcı, su gibi temiz, kükremiş sel gibi enginlere sığmayıp taşan, gürül gürül çağlayan, yere bakan-durgun akan su gibi…

İnsan olup bahar gibi fark edilmeden, damlalaşıp yağmur gibi, yağdıktan sonra bir mecrada buluşup dereler gibi sağanaksa mecra’ına sağmayarak taşan nehirler gibi, daha kuvvetlice yağarak seller gibi önüne geleni toplayarak deliler gibi akan, akarken her şeyi silip süpüren yerini değiştiren su!...

Hayat bulup, hayat olup coşup öfkelenerek selleşip yıkıp vîran eden tûfan su!... Ta ki son durağına, yeni bir devr-i aleme çıkmadan durulacağı, dinginleşeceği denize, deryâya, okyanusa varıncaya kadar durdurulamayan su…

Yağarken nebatı, sulayıp insanlığı, gölleşip hayvanatı yıkayan temizleyen; deryalaştıktan, okyasunlaştıktan sonra kendini, kendi kendini temizleyen su…

Denizlerin kendi kendini temizlediğini de bilen fark eden tek canlı, eşref-i mahlûkat insan… Hayvanlara, bitkilere dağlara taşlara, suya benzetilerek sıfatlanan; iltifat edilen veya hakaret edilen insanın, isterse suya benzeyerek insanlaşmasını bir dakika gözlerimizi kapatarak düşünsek mi?

Damla olup yağmurlaşsak, yağıp dereleşsek, taşıp selleşsek, selleşip önümüze kattığımız her şeyi de taşıyarak son durağımızda derya ile kucaklaşıp okyanuslaşsak ve hem bütün canlıları yıkayıp temizlerken hem de kimseye belli etmeden içimizden kendi kendimizi temizlesek paklasak…

Olamaz mı? Zor mu?

İstesek de istemesek de zaten olan bu! İsteyerek yapsak, yapan olsak, doğruyu yaptığımız için de mükâfatımızı beklesek daha çok insanlaşmaz mıyız?

Selam, sevgi, dua…

 

Web Tasarım: Şeref BEKTAŞOĞLU | Copyright © 2009 | AKÇAABAT UĞURLU