• Tarihçe
  • Mahalleler
    • Merkez Mahallesi
    • Güney Mahalle
    • Yeni Mahalle
    • Fatih Mahallesi
  • Derneklerimiz
    • Uğurlu Derneği
    • Avrupa Uğurlu Derneği
  • Okulumuz
  • Kültür
  • İletişim
  • Şiir Köşesi
  • Köyümüzden Yetişenler
  • Köyümüzde Tarım
    • Beslenme
    • Hayvancılık
    • Meyvecilik
    • Sebzecilik
    • Tarla Bitkileri
    • Gübreleme
    • Mevzuat
      • Bakanlar Kurulu Kararı
      • Kanunlar
      • Yönetmelikler
      • Tebliğler
    • Kredi Uygulamaları
    • Duyurular
Ana Menü
  • Anasayfa
  • Foto Galeri
  • Değerlerimiz
  • Ziyaretçi Defteri
  • Sağlık Ocağı
  • Muhtarlık
  • Videolar
  • Video Galeri
Giriş Formu



  • Şifrenizi mı unuttunuz?
  • Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?
  • Kayıt ol
Site E-Maili & Hesap Nosu

MEVLİD KANDİLİ

     

 

            Sözlükte *doğulan yer ve zaman* anlamına gelen mevlit kelimesi, İslami literatürde * Hz. Peygamber’in doğum günü, bu günün yıl dönümü münasebetiyle yapılan  kutlamalar ve bu konuda kaleme alınan eserler* karşılığında kullanılmıştır.

           

             Başka bir anlatımla, Mevlit, Hz. Peygamber’e duyulan muhabbet ve hürmetin bir tezahürü olarak zengin ve köklü mirasımızdan bugüne kadar ulaşan önemli bir merasim ve ebedi türün  de adı olmuştur. Bugüne kadar , sevinçli ve kederli günlerde pek çok mecliste okuna gelmiştir.

            

             Hz. Peygamber’in kadrini bilenler, O’nun doğduğu geceyi, tabiin devrinden  beri kutlarlar. Fakirlere sadaka vermek, yoksullara yemek ikram etmek, Kur’an okumak, çokça salavat getirmek ve nafile namaz kılmak gibi çeşitli ibadetlerle ihya ederler.

            

              Sevgili Peygamberimiz, hem ferdi, ailevi ve sosyal hayat, hem de söz ve açıklamaları ile insanlığa  kıyamete kadar kalıcı bir rehberlik sunmuş ve  bütün eylemleriyle örnek olmuştur.

              

             Hz. Peygamber’i sevmek ve O’nu örnek almak demek; O’nun , insanlığın huzuru ve kalıcı mutluluğu  için yaptığı  çağrıyı günümüze taşıyarak  hayatımıza yansıtmak, davranışlarımızı, O’nun örnek ahlakına, emir ve tavsiyelerine göre şekillendirmek demektir.

           

             İslam Aleminde yaygınlaşan Mevlit Realitesinin icra edildiği meclislerde ana tema;  Peygamber Efendimize gösterilen yoğun sevginin tezahürü  ve içtenliğindedir.Peygamber Efendimizi  meclislerimizin, hanelerimizin baş köşesinde misafir etmekten sonsuz mutluluk duymaktır.

         

             Meclislerimiz, hanelerimiz Peygamber Efendimizin vasıflarını içermeli ve yaşatmalı; hanelerimiz O’nun ziyasıyla aydınlanmalıdır.

      

             Peygamber Efendimize selamlarımızı ve saygılarımızı huşuu içerisinde sunmakla meclislerimizi, hanelerimizi süsleyelim, şenlendirelim.  Saadet isteyen insanlar O’nun şefaatine muhtaçtır. O’nun zatından kaynaklanan kutsal ve vasfa sığmayan  parlak ışığının verdiği aydınlığı içerisinde kendimizi her daim  bulabilmeliyiz. Zira, yaratılış gayemiz gereği muhtacız.

                

             Yüce Allah;  **(Ey Muhammed) Seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik**ayet—i mealine göre,O Peygambere ümmet olmak, şükredilmesi gereken ne büyük nimettir.

   

              Kaynaklardan edindiğimiz bilgiler ışığında, O  Yüce Peygamber, insanların en cömerdi, en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu ve en arkadaş canlısı. Kendisini ilk defa görenler  O’nun mehabetti karşısında sarsılırlar, fakat dostluk kurup  sohbetinde bulunanlar  O’nu çok severlerdi. Efendimizi övmek isteyen kimse **Ben O’ndan önce ve O’ndan sonra  eşini benzerini görmedim** derdi. Allah’ın  Salat ve Selamı  O’nun üzerine olsun.

                 Hayat için vazgeçilemez bir gerçek; Beşeri ilişkilerde  empatinin  en önemli vasfı yumuşaklıktır. Peygamberimizin de bu özelliği sebebiyle  insanların kabulüne mazhar olmuş, gönüllere taht kurmuştur.  Zaten, beşeri münasebetlerde  insanları etkileyen karakter ve tutarlı şahsiyet değil midir?

             

                  Bir gönül insanının günümüzü de dramatize ederek Peygamber Efendimizin Yokluğuna  Düşülmüş notlarından bir kesiti sunalım:    

                

                  EY  varlığın çehresindeki perdeyi kaldıran  Alemlerin Efendisi; ışığıyla karanlık dünyalarımızı  aydınlatan nur, enfes kokusuyla cihanları ıtriyat çarşısına çeviren gül,

                

                  SEN akılla kalbi en sağlam  esaslar çerçevesinde  buluşturup muhakemenin  ufkunu  fizik ötesi enginliklere ulaştırdın; canlı—cansız her şeyi en doğru şekilde okudun; okuduklarını , herkesten çok önce  ve en büyük araştırmacıların  idrak ufkunu  aşkın bir seviyede yorumlayıp külli kaidelere bağladın.

                 

                  Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardın. Çünkü  Sen af ve Dua insanıydın. Seni bilmemelerine  mazeret kabul ederek, lanet ve bedduada bulunmadın, lanet ve bedduaya **amin** demedin.

                

                  BİZLER yaşadığımız şu alemde Rabbimizi seninle tanıdık. Sağanak sağanak başımızdan aşağı  dökülen nimetleri Senin basiretlerimize saçtığın nurlar sayesinde duyup hissettik.  Nimete  minnet  ve şükran duygusunu ,; ihsan, hamd ü sena düşüncesini senden öğrendik.  Senin sunduğun mesajlarla Yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkileri, kul ve Mabud münasebetlerini, Yaratan’ın ululuğuna  ve bizim kulluğumuza yaraşır şekilde duyup anlayabildik.

                

                  SENDEN SONRA ümit sabahlarımız kapkaranlık bir hicran gecesine döndü. Göz gözü göremez oldu ve yollar bütünüyle birbirine karıştı. Gün geldi , akıl senin yolundan çıkıp başka vadilere saptı ve düşünce bütün bütün sana karşı kapandı. Bizler durduğumuz yerde duramadık, olmamız gerektiği gibi olamadık mana köklerimizden koptuk. Maddeyi ve dünyayı doğru okuyamadık.  Kendimizi  bir korkunç hazanın  solduran ikliminde sararıp solmaya saldık.

                 

                   ŞİMDİ; korkutan bir belirsizlik var dünyada; anlayışlar dar, düşünceler çarpık, yenilenme ve dirilme duyguları da tamamen  mefluç. Koskoca bir alem hiçlik vadilerinde  hiçi arıyor; o alem ki gayesizlik ve hedefsizlik  pençesinde ve  o İslam alemi  garip, yetim ve zamanede.

                   

                   YA RESULALLAH! Gel de gönüllerimizdeki karanlıkları kov;  Gel de, sevgiye , merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi  muhabbetle coştur;  Gel de her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri ışığınla doldur; 

                  

                   EY DOST; EY SEVGİLİ! Bu dünya ışığa hasret gidiyor. Bizler o kırık azimlerimizle ve o çatlamış ümitlerimizle, yolların hakkını veremezsek de hep yollardayız.  Gel son kez içimize doğ ki gönüllerimiz ışıkla dolsun;  Ve ufuklarımızı saran uzun geceler bir son bulsun…

                    

                  Bu duygu ve anlayışla  Mevlid  Kandilinin bütün insanlığa rahmet, dış ve iç dünyamıza hayır getirmesini Yüce Allah’tan temenni eder, siz okuyucularımızın kandilini kutlar, iş ve aile hayatınızda başarılar; Mutluluklar dilerim.

 

Yazarın diğer makaleleri

SEVGİ, ÜMİT, BAŞARI

ANAYASA MESELESİ

İNSAN BU DÜNYAYA,

“FUTBOL HASTASI” OLMASI İÇİN Mİ GÖNDERİLMEKTEDİR?

FUTBOLA GERÇEK BAKIŞ AÇIMIZ NE OLMALIDIR?

BİR KİTABIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI

KENTLEŞME SÜRECİNDE, KÖYÜMÜZ

SEVGİ, ÜMİT, BAŞARI

 CUMHURİYET’E GİDEN YOL

MERAKIN KENDISINI MERAK ETMEK

CENNET YOLCULARI

İLİM NEFERLERİ

KÖYÜMÜZE DAİR

TOPRAĞIN KOKUSU

TEFRİKA

MİLLİYETÇİ BİR KALEMDEN TÜRKİYE MANZARASI

Bilinen Tarihin Bilinmeyen Yönleri

Çanakkale savaşlarına dair

KENDİN OL

AHLAKİ ÇÖKÜŞ

Sır inanç ve kalite

MEVLİT KANDİLİ

Realite

YeniYıl---2011

Sevginin Gücü

GERÇEKÇİLİK

Köyümüze Dönelim

ATATÜRK, CUMHURİYET ve MİLLİYETÇİLİK

AHDE VEFA

Türk Milletine Dair

Hayatımızın Süsü Çocuklarımız

Toprağa Düşenler

Başarı ve Mutluluk

Kur'an ve Hz.Muhammed

Türk İslam Şuuru

Su ve İnsan

Türk Milletine Mensubiyet

Eğitim ve Öğretime Dair

Ufuk Turu

Ufuk Turu

UfukTuru

Çağdaş İmamın Kaleminden

 

Web Tasarım: Şeref BEKTAŞOĞLU | Copyright © 2009 | AKÇAABAT UĞURLU