
Kültür
Kültür
| Makale İçeriği |
|---|
| Kültür |
| Sayfa 2 |
| Sayfa 3 |
| Tüm Sayfalar |
UĞURUNLA OL İLANA
Kalbimin sol tarafında bir sızı; bir şeylere hasret ama neye, çok uzak değil; ama yakında değil. İçten gelen, kutsal, yadsınamaz bir sevgi, bir özlem; umutla karışık kederle yoğrulmuş ,biriktirir birşeyleri o saklı bahçede, dilde anlatılırda göz görmeden kanar mı bu gönül, ana sevgisi gibi yar hasreti gibi ,vatan sevgisi gibi, kalbi dolduran coşkun deniz gibi kabartan bir sevda. Nedir bu bilirmisiniz? Çok iyi bilirsiniz memleket sevgisi, memleket hasreti.
Benim memleketime uğurluma, ilanama duyduğum hasrette böyle işte. Gurbet ya bizi ayıran daha acı veriyor içime, ama yinede hala orada var olduğunu bilmek orada beni bekleyenlerin olduğunu bilmek umuduyla yaşıyor katlanıyorum bu hasrete.
Çok küçük yaşta gurbete cıktık, yaşamayı ayakta kalmayı vatan, memleket hasretini, sevgisini de bu uzun gurbet yolculuklarında öğrendik, öğretti büyüklerimiz. Onlar yolculuklarını tamamladılar kavuştular ilanalarına ama ben kaldığım yerden devam ediyorum; Böylede olsa güzel ilanayı beklemek.
Küçüktüm, öteki gün gidiyoruz diye başlardı cümlelerimiz. 2 gün nasıl geçerdi bilmem sokakta deli gibi koştursak, oyuna dalıp gitsek de kar etmezdi, hemen o gün olsun isterdi bizim çocuk kalbimiz. Sabahları zor ederdik; hatta edemezdik de sabah ezanı çağırırdı kalk diye, balkonda aksamdan hazır bekleyen sandalye bilirdi o zamanlarda o gün orda buluşacağımızı çünkü onun deli kızı uyuyamazdı köyü duyunca, güneşin doğuşunu beraber seyreder yapacaklarını planlar ve her yaz tatilinde gerçekleşen o güzel ayrılığa selam ederek çıkardık yola. Evin güzel fedakar annesi herkesten önce kalktığını zannederek son hazırlıklarını yapmak istese de küçük patis kızının ondan önce kalktığını fark etmezdi taki sandalye ile beraber güneşi selamlayan yavrusunu görene kadar. Beraber yola koyulduğumuzda köşe başı camında bekleyen, gözleri uykuyu unutmuş nineciğimiz uğurlardı bizi o erken saatlerde gözlerinde yaşla. Nihayet otogardayız. Bir yarım asırda otobüsü beklemekle geçerdi.otobüs göründü mü kapıdan nihayet derdikte, bu defada peşte kalanlar duyguyla doldururdu küçücük yüreklerimizi, bir damla göz yaşı da ona dökülürdü tabı….
Yollar ne güzel kardeş misali hülyalara daldırır bizi masum yüreğimizi
Duraktaki Şoför Necmi abi mi, faik hoca, yada selim abi mi evet onlar, güzel bir selamlamadan sonra alıp götürür bizi sevdalımıza. Yollarında torunlarını hasretle bekleyen ninelerimiz yeğenler akrabalar vs. onlar hep orada o güzel sevdalıda.
Belediyeden yukarı vurdu mu araba sisler arasında hüzün çökmüş köyüm karşılar beni burnumda bir sızı gözümde yaş olduğunu sonradan fark ederim yanımdakilere fark ettirmemek için büyük gayret gösteririm çünkü benim gizli bahçem ılanama bu kadar hasret kaldığımı bilmem ki anlarlar. O an var ya benim doğduğum andır işte sebebim toprağım aşım sevdalım ilanam orada.
Bir adım daha ötede dedelerim, abilerim amcalarım kahve başlarında sohbette, bir adım ötede çeşmeden su alan Nazmiye Teyze, Emine Nine bir adım ötede aşağı sokak ve kapıda benden habersiz karsıdan geleni seçmeye çalışan annem, o an ne olsun isterim bilmiyorum cennetime kavuştum oradayım yuvamda ve mutluluk göz yaşlarıyla bezeli ana kucağında baba ocağında. Güzel, koşturmaca ile geçen uzun bir tatil. Sözde uzun ama kalbimiz hiç öyle olmadığını söyler bize. Neşe ile gecen güzel günler ve rutin dönüş sahneleri yine, hüzün bizimle, bir dahaki sefere kavuşma arzusu ile.
Anlatsak dolacak yapraklar, şimdi dile geliyorsa bu duygular o zamanları en tutkulu, en güzel haliyle kalbimizde duyduğumuzdandır. Büyüdük yaşama tutunmak için yine hasret kaldık ilanaya, büyüdük ideallerimiz için düştük yollara hep ayrıyız ama aslında oradayız, gurbetlerde okul okuduk ama yine koparamadık bağlarımızı; Çünkü bu öyle bir bağ ki çocuk yaşta işlenmiş kanımıza.
Ben koyumu seviyorum. En iyi şekilde gelişsin yenilensin ama öz benliğinden kopmasın istiyorum. Çocuklar okusun istiyorum daha güzel bakabilsinler önlerine, gidebildiği yere kadar usanmadan devam etsin diye. İlk önce onlara değer ve önem verilsin istiyorum çünkü onlar geleceğin ilanalıları kalplerine bu bilincin yerleştirilmesini istiyorum bunu kaybetmedikleri sürece yozlaşan çürümeye başlayan şu dünyanın öz değerlerini onlar ayakta dimdik taşıyabileceklerdir. Onlar bir cevher değerinde, enerjileri onları nereye götürmez ki göstersinler kendilerini, özellikle sporda, neden olmasın ki, çıkmaz mı ilanadan bir Hamza Yerlikaya yada Fatih Tekke yada Spor Bilimcisi, köyünde övgülerle anlatılacak bir şahsiyet bir gurur tablosu.
Uğurlu zaten olması gereken gibi daha fazlasını ister tabı gönlümüz ama o gelişirken de eskiyi aratsın istemiyorum. Gençler için güzel etkinlikler onların toplanıp sorunlarına çözüm arayabilecekleri ortamlar seviyeli kişisel ve zihinsel gelişimlerini en iyi şekilde geliştirebilecekleri tartışma platformları, üretken, seven, sevilen değer yargılarına önem veren genç, bilinçli toplum özelliği, bilinçli birer şahsiyet kişilik kazanmalarını isterim. Bu ortamları yaratmak hocalarımızın kültürlü seviyeli öğretmenlerimizin işidir. Onlar ki elverişsiz şartlar içinde dahi çocuklarımızı en iyi şekilde eğiten özveriyle geliştiren iyi birer birey olmaları için elinden geleni yapan farklılıklarını benimseyerek ona göre davranan birer iyilik abidesi olan sevgili hocalarımız, öğretmenlerimiz sizin yetiştirdiğiniz o çocuklar bizlerin geleceği. O yüzden ben yatırımın her yönüyle gençlere ve çocuklarımıza yapılması taraftarıyım. Çünkü biz ilanalıyız, vatan evladıyız, farklıyız.
FATMA KANLI -SAMSUN
HAYALİMDEKİ UĞURLU
Uğurlu mu uğursuz mu bilmiyorum ama hayatımın büyük bir bölümü burada geçti. Acı, tatlı günleriyle yaklaşık 13 yıl… Biraz buralı sayılırım yani. Aslında her seferinde köy demek geliyor içimden ama belediyenin yanındaki tabela malum “Uğurlu Mahallesi”.
Denizin ardından yükselen dağların ardına sığınmış, Karadeniz de kuralın dışına çıkmayan yemyeşil bir mahalle. Okulu, sağlık ocağı, camisi, derneğiyle küçük bir şehir, yemyeşil bahçeleriyle de büyük bir köy… İnsanı Karadeniz insanının alışılmış misafirperverliğinden, sıcaklığından mahrum değil. Çalışan, çabalayan insanıyla kalkınma yolunda ilerleyen bir mahalle Uğurlu.
Bir okul var bu mahallede. Bu mahallede yetişmiş hemen herkesin bir hatırası var o küçük ama büyük okulların maneviyatsızlığından mahrum olan o okulda. Benim bir hayalim var. Eninde sonunda buradan gideceğim. Buralı değilim ben. Bir gün inşallah ilerde fırsatım olursa buraya geleceğim. Hayalim burayı çok farklı görmek. Özellikle de okulun o zamanki halini çok merak ediyorum. Belki de yeni bir okul yapılmış olacak. Ama bence bu düşüncenin ertelenmesine gerek yok. Mahallemizdeki her çocuğun en iyi imkânlarla yetişme hakkı var. Başta okul olmak üzere gençlerin faaliyet yapabilecekleri ortamlar kısıtlı. Biraz gayret ve çabayla halkın desteğini alarak öğrencilerin enerjilerini atabilecekleri mekânlar oluşturulabilir. Bu konuda maddi destek çok önemli tabii ki. Burada topu mahallenin beyaz Türklerine atmakta haksızlık etmiyoruzdur herhalde.
Bu mahalle bizim. Gelişmesi için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız ancak bu hep beraber herkesin istek, destek ve gayretiyle olmalı. Birkaç kişinin başarabileceği işler değil bunlar. Herkes elini taşın altına koymalı. Yapılan şeyler uçup gitmeyecek. Bizim olacak. Gençlerimizin olacak. Bugünün gençleri iyi yetişmeli ki yarın büyük işler yapabilsin. Bu güzel uğurlumuzun gençlerine uğur getirecek işler yapmalıyız. Hep beraber daha kalkınmış bir Uğurlunun halkı olmak umuduyla…
ESRA KARACA
.
Hayatımın Uğuru, Canım Mahallem Uğurlu…
Hayatımın en güzel dönemlerinin farkındayım…
Farkındayım şirin mahallemin saf, temiz, pırıl ,pırıl insanlarla dolu olduğunu.
Şehrin gürültüsüne nispeten, böyle temiz bir doğada yaşamak gençliğime en büyük hediye olsa gerek.
Kim bilir, yıllar önce çok daha güzeldi; farklı, farklı insanıyla, kalabalık ailelerin yaşadığı evlerdeki hayat telaşıyla bir başka güzeldi benim şirin mahallem. Ne insanlar barındırdı bağrında, Ne ağaçlar döktü yapraklarını bir, bir…
Bu güzel doğanın tohumlarını büyüklerimiz attı toprağa, çocukluklarında büyüklerimiz tek, tek…
Bizlerde yaşadığımız bu mahallenin geleceğini hazırlıyoruz farkına varmadan. Ve bunu yaparken küçük omuzlarımızdaki yükü büyüklerimizle paylaşmam bir başka mutlu ediyor bizleri.
Bazen hayatımıza yön verecek tecrübelerini paylaşmayı; Bazen de attığımız her adımda alkışlanmayı bekleriz onlardan.
Biliriz eğitimin hayatımızın yön verecek olmazsa olması olduğunu. Ve onların tek çabalarının mahallemizin çağa ayak uydurabilmesi için Dernek kurup “Avrupa’ya” kadar uzandığını. Bu tür dernek faaliyetlerinin gelecekte mahallemizin; doktorunu, öğretmenini, mühendisini hazırladığın unutulmaması gerektiğini hatırlatır ve aktivitelerin devamını isteriz.
Derneğimizin mahallemiz Uğurlu adına yaptığı her faaliyetin destekçisi olacağız ve yarın daha iyisini yapmak için daha çok çalışacağız bıkmadan, usanmadan.
Bildiğimiz gibi mahallemizde İlköğretim Okulu var. Ancak lise öğretimi için gençler ya Derecik merkeze, ya da Trabzon’a gidiyor. Biz büyük bir mahalleyiz. Onun içindir ki bir liseye ihtiyacımız var.
Ancak bundan önce mevcut okulumuzun daha büyük kapasiteye çıkarılması ve öğrencilerin daha ferah bir ortamda faaliyetlerini sürdürmesi gerekmektedir. Bizler de merkezdeki okullar gibi spor alanlarında oynak, kapalı spor alanlarında etkinlikler yapmak, tiyatro izlemek hakkımızdır.Bizimde mahallemizde bir çocuk parkı olmalı orada çocuklar cıvıldaşmalı.Genç ağabeylerimiz spor alanlarında oynayarak geleceğin sporcuları yetişmeli.Bu konuda Belediyemizin öncülüğünde, köy muhtarlığı ve derneklerimiz gerekeni yapmalıdır.Bu sorunun en kısa zamanda aşılması gerektiğini düşünüyorum. Temiz ve ferah bir ortamda yaşamak her toplumun en önemli hakkı olduğu gibi, mahallemiz içinde hakkıdır.
Gelecekte daha güzel bir Uğurlu için, belediyemizle ,muhtarımızla,derneğimizle kısaca hep beraber el ele hep beraber geleceğe yürümek üzere…Kalın sağlıcakla…
.
Elif PEKTAŞ
Uğurlu İlköğretim Okulu 6/A